31 Temmuz 2009 Cuma

Bir Zamanlar Yendiğimiz Nadal Kortlara Geri Dönüyor

Birçok okuyucumuz önce kızacak, “Nadal efsane değil” itirazını yapacak. Onların içini rahatlatacak şu açıklamayı yapalım o zaman: “Nadal, Federer ile olan rekabetinde sağladığı devamlı üstünlükten dolayı efsane sıfatını hak etmiştir.” Sıfatın dolaylı zamiri Federer yani.
Ayrıca, sakatlığının nüksetmeye başladığı Madrid Açık’ı (ki toprak korttur) istisna kabul edersek, Federer’in 2 Grand Slam’i alıp tanrılaştığı süreçte Nadal’ın karşısında olmadığını da bu açıklamaya eklemek lazım.
Açıkçası düşünerek sormadan edemiyoruz, Rafa’nın 23 yaşında pençesine düştüğü dizlerindeki sakatlığın temelinde tenise 3 yaş gibi erken sayılabilecek bir yaşta başlamasını etkisi var mı? Aykırı ve kulaktandolma bir teoriye göre insan enerjisi ile arıların uçuş enerjisi aynı değerlendirmeye tabi tutulabiliyor. Buna göre bir arı 600 km’lik uçacak kadar enerjiye sahip. Arı 600 km uçtuğunda ölüyor. Her ne kadar insanı hareketsizliğe ve aktif spordan uzaklaştırmaya yönelttiği için desteklememiz mümkün olmasa da bu teori çerçevesinde sormadan edemiyoruz: “Acaba Nadal’ın da enerjisi bitti mi?” az buz değil 23 yaşında olan Rafa için 20 yıllık bir tenis hayatı.
İşte sözünü ettiğimiz Nadal tenis hayatının 9. yılında, 12 yaşındayken ülkemize bir junior turnuvasına katılmak için geldi. Antrenörü ile geldiği ülkemizde 2 maç yapan Nadal; ilkini kazandıktan sonra ikincisini kaybetti. Evet aynı yaşta bir Türk tenisçi 12 yaşındaki Nadal’ı yendi. Evet biz Nadal’ı yendik. Nadal’ın Türkiye günler üzerine konuştuğumuz bir tenis antrenörünün şu ifadesi sorunun Türk sporcularında değil, Türk sporunu idare eden kafalarda olduğunu bize hatırlatmaya, hatta başımıza kakmaya yetti. “Nadal Türkiye’ye yenilmeye gelmişti” Bir sporcunun değişik coğrafyalarda değişik tarzda oyuncularla yenmek yenilmek ikileminde değil, deneyim kazanmak için neden ülke ülke gezdiğinin ve "nasıl büyük sporcu olunur?" sorularının cevaplarını bundan daha kısa ve özlü nasıl anlatılabilir?
Türkiye’de yenilen, bir efsaneye sağladığı ezici üstünlükle efsane olmayı başaran, yarattığı tarzla “tenis kortlarının asi ve hırçın çocuğu” tanımlamasını fazlasıyla hak eden Nadal, kortlara geri dönüyor.

1 yorum:

  1. nadalı efsane yapan en önemli etken topraktaki müthiş dominasyonudur. federere karşı sağladığı ezici üstünlüğü ise ancak efsaneliğinin büyüklüğüne katkıda bulunabilir.

    YanıtlaSil